Ankara Sakarya Meydanı’nda 20 Şubat Cumartesi günü başlayan, 21 Şubat Pazar günü öğlene kadar süren Tekel işçilerine destek eyleminde Derneğimiz de yer aldı. Konuşmalar, konserler ve sinevizyon gösterileri eşliğinde 24 saat aralıksız süren oturma eylemi sırasında direniş çadırlarını de ziyaret eden ÜKD üyeleri, direnişteki işçilerle sohbet edip Derneğimizin destek mesajlarını ilettiler.
Derneğimizin Tekel işçisine olan desteğindeki kararlılığı bu vesileyle bir kez daha hatırlatıyor, gelecekteki eylemlerde de Tekel işçisinin yanında olacağımızı belirtiyoruz.
Kamuoyuna,
Biz, aşağıda imzası olan Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğretim üyeleri olarak, Tekel işçisinin onurlu mücadelesini desteklediğimizi ve Üniversite Konseyleri Derneği’nin 20 Şubat’ta Tekel işçisiyle dayanışma konusunda yaptığı çağrıyı dikkate alacağımızı beyan ediyoruz.
Prof.Dr. Taner Ozbenli
Prof. Dr. Mehmet Elbistan
Prof. Dr. Cem Kopuz
Üniversite Konseyleri Derneği 3. Genel Kurulu Tamamlandı. Genel Kurulumuzun önümüzdeki mücadele dönemine dair aldığı kararlar şöyledir:
Üniversite Konseyleri Derneği Genel Kurulu;
1- Üniversitelerde yaşanmakta olan gerici-piyasacı saldırının arızi ve geçici değil, AKP'nin üniversiteleri dönüştürme operasyonunun ta kendisi olduğunu, bu saldırıya direnç gösterilmemesinin saldırının sonuçlarına razı olmak anlamına geleceğini saptar ve giderek hızlanan gelişmeler karşısında akademinin tüm ilerici bileşenleri ve bunların oluşturduğu farklı örgüt ve platformları ortak bir toplantıya çağırır.
2- Üniversitelerde yaşanmakta olan, başta rektör ve dekan atamaları olmak üzere her türlü kadrolaşma faaliyetinin gayrı meşru olduğunu, rektör ve dekan seçimlerinin ise herhangi bir ağırlığı olmayan, göstermelik birer oyun olduğunu saptar ve akademideki tüm ilerici hocaları, bu gayrı meşruluğa alet olmamak adına tüm rektör seçimlerini boykot etmeye çağırır.
3- Akademide, bilhassa yönetici sıfatı taşıyan kişiler tarafından, ilerici öğretim üyesi ve öğrencilere yönelik yürütülen hukuksuz soruşturma ve baskıları; emperyalist kurum ve bu kurumların temsilcisi olan kişilere yönelik işbirlikçi tavrı; bilimsel ve kamusal eğitimin altını oyan piyasacılığa yönelik hayırhah ve şahsi çıkarcı yaklaşımları cevapsız bırakmayacağını açıkça beyan eder. Bu kişilerin kamuoyu tarafından hak ettikleri tepki ile karşılaşmaları için çaba göstereceğini ilan eder.
4- Tekel işçisinin onurlu mücadelesini selamlar ve direnişin sonuna kadar Tekel işçisinin yanında olacağını, Tekel işçisinin mücadelesinin başarıyla sonuçlanması için aktif destek vereceğini ve bu desteğin üniversite bileşenleri arasında yaygınlaşması için çaba göstereceğini ilan ve taahhüt eder. Tekel işçisinin güvencesiz istihdam dayatan 4/c maddesi karşısındaki mücadelesinin araştırma görevlilerinin 50/d karşısında verdiği mücadeleyle benzer ve ilişkili olduğunu saptar. Ayrıca, Tekel işçisinin özelleştirme karşısında verdiği yurtsever mücadelenin gelecekte başka özelleştirmeler karşısında verilmesi gerekecek mücadelelere çok değerli bir örnek olduğuna işaret eder.
5- Akademisyenlerin güvencesiz koşullarda çalıştırılmasına yönelik her türlü çabayı protesto eder, 50/d maddesi çerçevesinde istihdam edilen tüm asistanların daimi kadroya geçirilmesi ve 50/d maddesinin kaldırılması yönünde verdiği mücadeleyi daha da güçlü biçimde sürdüreceğini, başka platformlar tarafından verilmekte olan mücadeleleri de destekleyemeye devam edeceğini ilan eder.
6- Üniversiteye giriş sorununun bir eşitsizlik sorunu olduğunu, ancak bu eşitsizliğin katsayılar değil, insanların maddi koşulları arasında olduğunu saptar. Bu konudaki tartışmanın imam hatip lisesi öğrencilerinin "katsayı mağduriyeti"ne kilitlenmesinin yalnızca dinci-gericiliğin taktığı mağduriyet maskesine inandırıcılık kazandırdığını ve kaybedilmekte olan bir savunma mücadelesi olduğunu vurgular ve üniversitenin tüm ilerici bileşenlerini tartışmanın, yoksul ailelerden gelen çocukların yükseköğrenim hakkının fiilen ortadan kalkmış olması gerçeği etrafında yeniden şekillenmesi için çaba göstermeye çağırır.
7- Üniversitelerdeki piyasacı dönüşümün ana kaynağı olan Bologna sürecinin emperyalist tahakkümün üniversite eğitimindeki görüngüsü olduğunu saptar ve Bologna sürecinin ne olduğuna dair bilgilendirici bir yayın hazırlanması konusunda yeni Yönetim Kurulu'nu görevlendirir.
8- Evrim kuramının, Türkiye'de bilim ve gericilik arasındaki en önemli mücadele başlıklarından biri olmaya devam ettiğini saptar, bu başlıktaki çalışmaların güçlendirilerek yürütülmesi ve 3. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu'nun örgütlenmesi konusunda Yönetim Kurulu'nu görevlendirir.
9- İstanbul'da yürütülmekte olan 2010 Kültür Başkenti projesinin, kültür, sanat, bilim ve kentsel tarihe yönelik büyük bir saldırı ve çarpıtma olduğunu saptar ve bu projeye karşı bir bilimsel toplantı örgütlenmesi konusunda Yönetim Kurulu'nu görevlendirir.
10- Yönetim Kurulu’na çalışma başlıklarına yönelik alt komisyonlar oluşturma yetkisi ve görevi verir.
11- Üniversite bünyesinde yaşanmakta olan dönüşüme karşı aydınlanmacı, yurtsever, kamucu ve sosyalist bir alternatif üretilebilmesi hedefiyle üniversitelerde “Nasıl Bir Üniversite İstiyoruz” başlıklı toplantılar düzenlenmesini hedefler.
12- İller ve üniversiteler bazında derneğin daha yetkin yerel örgütlenme yapıları oluşturması gerektiğini saptar. Tüm üyelerini bulundukları kentlerde Üniversite Konseyleri Derneği’nin yerel bir şubesini kurma hedefiyle hareket etmeye çağırır.
Üniversite Konseyleri Derneği 3. Genel Kurulu
13.03.2010
Genel Kurulumuz, yeni Yönetim Kurulumuzu seçmiş ve görevlendirmiştir. Yönetim Kurulu, ilk toplantısını aynı gün gerçekleştirmiş ve Dernek Başkanı, Genel Sekreteri ve Saymanını seçmiştir. Buna göre yeni Yönetim Kurulumuzun bileşimi şöyledir:
Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu (Başkan)
Dr. Nevzat Evrim Önal (Genel Sekreter)
Araş Gör.Engin Özkan (Sayman)
Yrd. Doç. Dr. İbrahim Alper Dizdar
Prof. Dr. Nezhun Gören
Prof. Dr. İzge Hakan Günal
Doç. Dr. Burak Gürbüz
Prof. Dr. Havva Neşe Özgen
Yrd. Doç. Dr. Özgür Taşkın
İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezinde gerçekleştireceğimiz genel kurulumuzun mekanı Su Gösteri Sanatları Merkezi olarak değişmiştir. Üyelerimize ve dostlarımıza duyurulur.
Tarih :13 Şubat 2010
Saat:10:30-17:00
Adres:SU GÖSTERİ SANATLARI SAHNESİ
GUREBAĞ HÜSEYİNAĞA MH. VEZİRÇEŞMESİ SK. (Pertevniyal Lisesi Arka Sokağı) NO: 3 AKSARAY İSTANBUL
Üniversiteler Yangın Yeri
Bugün Türkiye'nin üniversiteleri, ülke tarihinde görülmüş en büyük tasfiye operasyonuyla karşı karşıyadır.
Üniversiteler kelimenin tam manasıyla birer ticarethaneye dönüştürülüyor. Piyasalaşma, üniversite öğrencisini aydın adayı olmaktan çıkartıp parası kadar okuyabilecek bir müşteriye, hocayı ise aydın bilim insanı olmaktan çıkartıp akademik unvanını pazarlayan bir nitelikli hizmet elemanına dönüştürüyor. Üniversite, bilim üretme misyonundan arındırılıyor ve piyasanın ihtiyacı olan niteliklere sahip elemanları yetiştiren bir meslek edindirme enstitüsü derekesine indiriliyor. Temel bilimlere dair verilen eğitim "mesleki fayda sağlamadığı için" çöpe atılıyor, buna karşın her türlü bilimsel dayanaktan yoksun "gözde meslek" bölümlerine tıka basa öğrenci alınıyor. YÖK ve onun cevval başkanı Yusuf Ziya Özcan, bir yandan "gizli özel" vakıf üniversiteleri yetmezmiş gibi anonim şirket üniversitelerin önünü açmaya hazırlanıyor, diğer yandan kamu üniversitelerine mütevelli heyeti atamanın yolunu yapıyor. Öğretim üyelerinin iş güvencesi neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış durumda. 50/d maddesi çerçevesinde istihdam edilen sözleşmeli asistanların ardından yardımcı doçent ve üzeri kadroların da sözleşmeli ikamelerinin oluşturulmakta olduğu artık herkesçe biliniyor.
Bütün bu piyasalaşma hamleleri, dayanağını emperyalizmden alıyor. Pek çok piyasacı saldırının meşruiyet kaynağı doğrudan doğruya AB menşeli Bologna sürecidir. Türkiye’yi pek çok açıdan sürekli olarak ihtiyaçlarına göre dönüştüren emperyalizm, yükseköğretimi de sermayenin uluslararası işbölümüne göre düzenlemektedir.
Gericilik koşar adım üniversitelere çörekleniyor. Osmanlı’dan bugüne sağ kalan, Türkiye’nin sermaye düzeni güçlendikçe onunla beraber güçlenen, onun halkı mahkûm ettiği cehaletten beslenen dinci gericilik, nefret ettiği üniversiteleri ele geçirip birer medreseye dönüştürmeye çalışıyor. Amerika’ya gönderilip bilimselliği şaibeli üniversitelerde okutulan cemaat üyeleri, şahsa özel kadrolarla mükâfatlandırılıyor. İnsanlığın yüzlerce yıllık bilimsel birikiminin köşe taşı olan kuramları reddedip öğrencilerine onun yerine hurafeler anlatan gericiler profesör oluyor; bölüm başkanı, dekan, rektör gibi görevler alıyor. Bu kişiler rektör seçimlerini kaybetseler de Cumhurbaşkanlığı marifetiyle atanıyor. Ülke “Yeni Osmanlıcılık” ile köhnemiş bir imparatorluğun dağılma dönemine dönerken, üniversitelerde de sorgulamanın yerini inanç, bilginin yerini dogma, bilimin yerini “ilim” alıyor.
Biz Üniversite Konseyleri Derneği olarak henüz geç kalınmadığını düşünüyoruz. Aynı madalyonun iki yüzü olan piyasacılık ve gericilik üniversitelerden kovulabilir. Yapılması gereken, bu pervasız saldırı karşısında bilim insanlarına yakışacak onurlu ve tavizsiz bir duruş sergilemektir. AKP’nin tüccar gericiliğine karşı piyasanın boyunduruğunu reddeden bir ilericilikle, üniversitelere aydınlanmacılığı yeniden yerleştirmek için, bilim yuvasını karanlık ticarethanelere dönüştürmek isteyenleri durdurmak için, ortaçağ karanlığını ait olduğu yere geri göndermek için tek ihtiyacımız olan şey örgütlülüktür.
Üniversite Konseyleri Derneği, bu örgütlülüğün platformunu sağlama görevini üstlenmeye hazırdır. 13 Şubat tarihinde saat 10:30’da Su Gösteri Sanatları Merkezinde toplanacak olan Genel Kurulumuza tüm meslektaşlarımız davetlidir. Genel Kurulumuz, iki ay önce yaptığımız çağrı doğrultusunda bu görevi üstlenmeye odaklanacaktır:
Biz Akademi’yiz. Biz diz çökmezsek, biz kapıkulu olmazsak, biz biat etmezsek üniversiteleri ele geçiremezler.
Üniversite Konseyleri Derneği