Sağlık Bakanlığı'nın Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik'te yaptığı, 27518 sayılı ve 11 Mart 2010 Perşembe tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile, ilaç ve ilaç dışı klinik araştırmaların etik danışma kurullarına "sağlık mesleği mensubu olmayan, sağlıkla ilgili bir kurum veya kuruluşta çalışmayan ve klinik araştırmalarla ilgisi bulunmayan ilahiyat fakültesi mezunu bir üye" atanmasına karar verilmiştir.
Üniversite Konseyleri Derneği bu değişikliği, mevcut siyasi iktidarın bilim alanını din ve din kurallarına tabi kılmaya yönelik, artık saklamaya gerek dahi görmediği çabasının yeni bir adımı olarak görmekte ve şiddetle protesto etmektedir.
Derneğimiz tarafından Prof Dr. Erhan Nalçacı ve Doç.Dr İlker Belek'in katılımıyla Türkiyenin sağlık politikalarının tartışıldığı bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikle ilgili habere, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Derneğimizin Evrim Sürüyor Çalışma Grubu, “Evrimi Anlatıyoruz” gezileri kapsamında Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü’nde bir konferans düzenledi. Sosyalist Düşünce Kulübü ile ortaklaşa düzenlenen konferansa Bilgi Üniversitesi çalışanları ve öğrencileri yoğun ilgi gösterdi.
ÜKD Evrim Sürüyor Çalışma Grubu tarafından düzenlenen “Evrimi Anlatabiliyor muyuz?” Öğretmen Çalıştayı yoğun ilgi gördü.
Üniversite Konseyleri Derneği (ÜKD) Evrim Sürüyor Çalışma Grubu tarafından düzenlenen “Evrimi Anlatabiliyor muyuz?” Öğretmen Çalıştayı 28 Şubat Pazar günü derneğin İstanbul’daki Genel Merkezi’nde gerçekleşti.
Dün sabah saat 5:30 sularında Tekel direnişinde bir işçi, gece tuttuğu nöbet sonrası çadırlara komşu Mithat Paşa Caddesi’nden geçmeye çalışırken bir cipin altında kalarak hayatını kaybetti.
İsmi Hamdullah Uysal'dı. 39 yaşındaydı, Samsunluydu, evliydi, biri işitme engelli iki çocuğu vardı. Hepimiz gibi bir insandı. İnsanca yaşamak istiyor, elinden alınmakta olan hakkına sahip çıkmaya çalışıyordu.
Devlet, Hamdullah'ın cenazesini dahi veremeye cesaret edemedi işçi kardeşlerine. Onun yerine copladı, biber gazı sıktı.
Üç gün önce, Balıkesir'de bir maden ocağında yaşanan grizu patlamasında 13 işçi hayatını kaybetti.
İsimleri İbrahim Saygılı, Muharrem Karaca, Mustafa Demirel, Ali Yaren, Önder Kartepe, Celal Karakafa, İsmail Görlen, Bünyamin Tuncay, Süleyman Duman, Mehmet Özel, Engin Tanrıkulu, Mustafa Serkan Aydın ve Özgür Seçkin'di.
Ekmek peşinde yerin yedi kat altına iniyorlardı. Çalıştıkları maden 20 gün önce "denetlenmişti". Aynı şirkete, Şentaş Madencilik'e ait bir başka madende 2006'da başka bir kaza olmuş, 19 işçi ölmüştü.
AKP ölü işçinin değerini 10 bin lira olarak belirledi, maden sahibi de tutuklandı.
Ne olursa olsun, ölenler geri gelmeyecek. Ne Hamdullah gelecek, ne Balıkesirli 13 madenci, ne de her yıl Tuzla’da, Bursa’da, Denizli’de, sömürünün olduğu her yerde iş cinayetine kurban giden binlerce işçi. Ne ölenler geri gelecek, ne de yeni ölümlerin önüne geçilecek.
İçinde yaşadığımız düzen işçiyi sömürmekle kalmıyor, her gün işçi öldürüyor.
Cinayetlere sessiz kalmayın. Halkı katledilirken susan aydını halkı affetmez, tarih de unutmaz.
Üniversite Konseyleri Derneği