YÖK'E KARŞI OLMANIN TAM ZAMANI!

Cumhurbaşkanı yeni YÖK başkanını atadı. Yeni başkan Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, göreve atanır atanmaz üniversitelere özgürlük vaadinde bulundu. Basında yer alan demeçlere bakılırsa bu vaat kimilerini hemen ümitlendirdi.

Ancak biz hiç mi hiç ümitlenmedik. Ümitlenmedik çünkü AKP iktidarı, kendine tamamen uygun bir YÖK başkanı atamıştır. AKP iktidarının Türkiye’yi, dışa daha bağımlı, sağlığından eğitimine tümüyle piyasaya tabi, halkının ise “ılımlı islam”la ehlileştirildiği, devlet güvencesine değil hayırseverlerin sadakalarına baktığı bir ülke haline getirmek istediği artık kimse için bir sır olmasa gerek.

Yeni başkanın profili AKP’nin bu amacına son derece uymaktadır. Kendisi AB’de, Dünya Bankası projelerinde, NATO’da, Malezya’daki Uluslararası İslam Üniversitesi’nde çalışmış, ABD’nin başlıca işgal gerekçesi olan terör konusunda uzmanlaşmıştır. Projeciliği öven ve çok doğru bulan bir insandır. Kısacası bizi değil ama emperyalistleri ve sermaye çevrelerini ümitlendirecek yapıda biridir.

Özgürlük vaadi bir kılıftan ibarettir. Yeni başkanın bu profili ve atandıktan sonraki ilk demecinde YÖK Strateji Raporuna atıf yapması, üniversiteler üzerindeki teslimiyetçi, piyasacı ve gerici kuşatmanın katmerleştirilmek istendiğini bize göstermektedir. YÖK başkanı rapora atıfla çözüm iradesine sahip olduğunu ve hepimizin bunu göreceğini beyan etmektedir. Anlaşılan yeni başkan “babalar gibi satan” AKP kadar cüretkârdır.

Daha önce açıkladığımız gibi bu raporda yazılanlar üniversiteler üzerindeki sermaye egemenliğini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Bunlar içinde üniversite kadrolarının sözleşmeli hale getirilmesi, iş güvencesinin ortadan kaldırılması, bilim ve eğitimin finansmanının kamusal niteliğinin ortadan kaldırılması, üniversitelerin özerkleşerek şirketleşmesi, projeciliğin özendirilmesi vardır.

Bunları sırf özgürlük veya özerklik adına olumlamak tek kelimeyle çılgınlıktır. Bunların ne özgürlükle bir ilgisi vardır ne de bilimle. Kamunun kötü, piyasanın ise özgürlükçü olduğu, bilim insanlarına yakışmayan, soğuk savaştan kalma emperyalizmin ürettiği korkunç bir demagojidir. Bilimin finansmanı için şirketlerle, AB, DB, NATO gibi emperyalist kurumlarla cebelleşmenin, paranın gücüne tabi olmanın neresi özgürlük getirir? Emperyalist kurumların, kâr peşinde koşan şirketlerin ülke yararını, halkın refahını düşünmeleri mümkün müdür?

Henüz gerçekleştirdiğimiz Genel Kurulumuzda aldığımız kararlar arasında, AKP iktidarının üniversitelere piyasacı, teslimiyetçi, gerici saldırılarda bulunacağını açıklamıştık. Şimdi yeni başkanla AKP’nin üniversitelerdeki kadrolaşmasının önü çok daha fazla açılacaktır. En büyük terörist devlet olan ABD’nin terörle savaştığını düşünen, toplumsal yaşamda dinin ağırlığının artmasını özgürlük gibi gören kadrolarla mı üniversite toplumu aydınlatacaktır?

Yeni YÖK başkanının hiç de hayırlı olmayacağı açık olmalıdır. Gerçek sadece şudur: Üniversiteleri aydınlatmayan, piyasaya teslim olan bir ülkenin kaderi özgürleşmek değil sömürgeleşmek olacaktır. Üniversite Konseyleri Derneği tüm üniversite bileşenlerini teslimiyetçi, piyasacı ve gerici kuşatmaya karşı uyanık olmaya ve örgütlenmeye çağırmaktadır.

Üniversite Konseyleri Derneği Yönetim Kurulu