Nisan sayısı
Arşiv
Türkiye önemli günlerden geçiyor. Bir tarafta itidal çağrıları birikirken, diğer tarafta siyasi hesaplaşmalar keskinleşiyor. Önümüzdeki dönemde siyasi hesaplaşmanın arenalarından birinin üniversiteler olacağı artık kesinleşmiş durumda. Üniversitelerde bir süredir devam eden faşist saldırganlığın son olarak Akdeniz Üniversitesi'nde silahlı saldırıya dönüşmesi mücadele düzleminin değişeceğine işaret etmektedir.
Üniversitelerde türban gündeminin AKP'nin kapatılma davasıyla ikinci plana düşmüş olması, gündemin ortadan kalkması anlamına gelmemektedir. Üniversiteler Arası Kurul Başkanı Mustafa Akaydın'ın rektör olduğu görece mutedil bir üniversitede, silahlarla saldırarak kendilerince bir mesaj vermek istemektedirler. En az iki silahlı faşisti kullanarak yaptıkları saldırı bütün rektörlere bir mesajdır: "Türbanı engellerseniz, sizin başınıza da gelir" demektedirler.
AKP kapatılma davasından çıkış yolunu sola, sol değerlere ve solculara saldırmakta aramaktadır. Böylece kendine en geniş cepheyi liberaliyle faşistiyle kurma gayretindedir. AKP'nin tetikçiliği yalnız Ahmet Altan'a değil aynı zamanda MHP'ye düşmüştür. Ahmet Altan ve şurekâsı, MHP'li arkadaşlarıyla beraber sol bir öcü yaratma işine girişmişlerdir. Kumandada AKP vardır ve yazılan senaryoların gerçeğe ne kadar da yakın olduğunu göstermeye çalışmaktadırlar. Üniversitelerin bir çatışma ortamına sürüklenmesi yalnızca üniversitelerin değil, Türkiye'nin teslim alınması sürecinin bir manivelasıdır.
AKP mi faşist, MHP mi? MHP mi gerici, AKP mi? Bu soruların anlamı kalmamıştır. MHP bütün sıkıntıları göğüsleyerek en kritik zamanlarda AKP'yi desteklemiş, AKP hükümeti üniversitedeki silahlı faşistleri "Rektörlerimiz, öğretim üyelerimiz siyasete bulaşmasın, işlerine baksınlar" diyerek zımnen sahiplenmiştir. Bu Cemil Çiçek'in "eski" ülkücü günlerini hatırlamasına indirgenemeyecek kadar önemlidir. Üniversitede silahlar patlamaktadır ve AKP hükümetinin sözcüsü saldırganlarla ilgili hiçbir şey söylemeden rektörlere, öğretim üyelerine idari nasihat vermektedir!
Tek bir şey söylenebilir: Cemil Çiçek derhal istifa etmelidir!
Üniversitelerimiz bu sürece teslim olmamalıdır.
Üniversitenin bütün bileşenleri üniversitedeki saldırıları önlemek için taraf olmalıdır.
Bu saldırıları önlemenin yolu pek çoğu ülkemizin aydınlık geleceğinde yerini alacak ilerici, yurtsever öğrencilerimizin yanında taraf olmaktır.
Rektörlerimiz, dekanlarımız bu süreçten "sağ-sol çatışması" diyerek, "üniversiteye siyaset sokmayacağız" diyerek sıyrılamazlar. Aksine bu saldırıları önlemenin yolu AKP'sinden MHP'sine üniversitelerimizdeki tüm gerici-faşist siyasal akımlara karşı tavır almaktır.
Bu saldırıları önlemenin yolu ülkemizin aydınlık geleceği için mücadele etmek, bu mücadeleden yana taraf olmaktır.
Bu saldırıları durdurmanın yolu emperyalizme ve uşaklarına karşı durmaktır.
Üniversite Konseyleri Derneği
Yönetim Kurulu