Nisan sayısı
Arşiv
Değerli Dostlar,
4 Şubat günü başladığımız “Ülkemizi ve Üniversitemizi Gericiliğe” teslim etmiyoruz isimli imza kampanyamızı 15 Şubat günü 7532 imzayla sonlandırdık. 7532 onurlu akademisyen bu ülkede gericiliğe izin vermeyeceğini ilan ederek halkımızın umudu olmuştur.
Üniversitelerimizin giderek itibarsızlaştırıldığı, toplumla olan bağlarının koparıldığı bir süreçte ilerici akademisyenler seslerini yükseltmiş, gericiliğe karşı akla ve bilime inatla sahip çıkacağını herkese göstermiş, umut olmuştur. Bu imza kampanyasının belki de en önemli yanı budur.
Gerici ve liberallerin “türbana özgürlük” ittifakının iddia edildiği gibi Türkiye üniversitelerinin sesi olmadığını 7532 akademisyen kanıtlamıştır. İmza kampanyamızın aslında çıkış noktası tam da burasıdır; üniversitelerimizin sahipsiz olmadığını, “türban” tartışmalarının örttüğü gerici ve piyasacı zihniyetinin aklın ve bilimin yuvası üniversiteyi kuşatamayacağını ilan etmek.
Üniversite Konseyleri Derneği olarak, bu çok değerli çabaya ortak olan, emek veren herkese teşekkür ediyoruz. Ancak biliyoruz ki bu ilk adımı başka adımlar izlemek zorunda.
Bugün Türkiye’de türbanın “bireysel özgürlük” konusu olamayacağını ifade etmiştik. Bizzat Tayip Erdoğan tarafından dile getirildiği gibi türban siyasi bir amacın aracı olarak kullanılmaktadır. AKP iktidarı tarafından atılacak adımların türban ile sınırlı kalmayacağı ise gün gibi ortadadır. Önümüzdeki günlerde gerici saldırı çok farklı şekillerde devam edecek. Anayasa değişikliği henüz yürürlüğe girmeden ve ilgili yasa çıkmadan bazı üniversitelerde türbanlı öğrenciler yerleşkelere ve derslere girmeye başladı. Fiili durumlar yaratılmaya başlanmıştır; kimsenin kuşkusu olmasın devamı artarak gelecektir. Sadece türbanlı öğrencilerin yerleşkelere ve derslere girmesi ile yaratılan fiili durumları kastetmiyoruz. Ülkemizde bir tasfiye süreci yaşanmaktadır ve AKP, iktidarının meşruiyetini dinden, piyasadan ve emperyalist güçlerden alan yeni bir cumhuriyet projesinin peşindedir. Toplumsal yaşantının her alanında gericiliğin hâkim kılınması açıkça hedeflenmektedir.
Bu imza kampanyası sonucu ortaya çıkan irade bu nedenle çok değerlidir. Sadece üniversitelerimizi değil ülkemizi tansiyonu yüksek günler beklemektedir. Akıl ortaklığımızı güçlendirmeli ve bu süreçte taraf olmak için çaba içerisinde olmalıyız. Üniversitelere giderek azalan gücünü ve toplum nezdinde kaybettiği itibarı yeniden kazandıracak olan da budur. Üniversitemize sahip çıkmalıyız ki ülkemize sahip çıkabilelim ve halkımızın AKP gericiliğine mahkum edilmesinin önünde durabilelim.
Değerli Dostlar,
“Ülkemizi ve Üniversitemizi Gericiliğe Teslim Etmiyoruz” başlıklı imza kampanyamız sadece akademisyenlerden değil Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi ve destek gördü. Öğretmenlerden, hemşirelere, lise öğrencilerinden ev hanımlarına çok çeşitli meslek gruplarından gelen binlerce imza mücadelemize güç kattı. İmza kampanyası boyunca sürekli gelen katkı ve olumlu-olumsuz eleştirilere elimizden geldiğince cevap vermeye çalıştık. Üniversite Konseyleri Derneği olarak bu çabaya destek olan halkımıza teşekkür etmek istiyoruz. Hepimize bir kez daha hatırlattılar; sorumluluğumuz büyüktür.
Üniversite Konseyleri Derneği olarak kısıtlı olanaklarımıza ve sınırlı örgütlülüğümüze rağmen attığımız bu adım sonrası birlikte şekillendirdiğimiz bu iradeyi önemsiyoruz. Çünkü AKP’yi istemiyoruz, AKP’nin üniversitesini istemiyoruz; bu irade AKP’ye karşıdır, bu irade AKP’nin üniversitesine karşıdır. Bir kez daha ülkemizi ve üniversitemizi gericiliğe teslim etmeyeceğimizi ilan ediyoruz.
Saygılarımızla,
ÜKD Yönetim Kurulu