“Türbanın üniversiteye girmesinin hiçbir meşruluğu kalmamıştır.”

12.02.2008

BASINA VE KAMUOYUNA

Üniversitelerde türbanın önünü açan anayasa değişikliği henüz yürürlüğe girmeden, ilgili yasa çıkmadan, hatta meclis kararının henüz mürekkebi bile kurumadan, dün Çukurova ve Kocaeli Üniversiteleri’nde türbanlı öğrenciler yerleşkelere ve derslere girmeye başlamışlardır.

Bu aceleciliğin iyi anlaşılması gerekir. Başından beri türbanın bir bireysel özgürlük talebi değil bir siyasal amacın aracı olduğunu söylüyorduk. Dün yaşananlar dediklerimizi doğrulamıştır. Türbanı siyasal bir amacın aracı olarak kullananların bu kadar aceleci davranmaları aslında doğal olmuştur. Artık AKP iktidarı ve MHP sayesinde bir fiili durum yaratılmıştır. Herkes, bizzat AKP iktidarının öncülüğünde, tüm gerici örgütlerin ve tarikatların hızlı davranmaya devam edeceklerini bilmelidir. Bütün bu örgütler, toplumsal ve siyasal yaşamı kuşatmak ve dine göre düzenlemek için ellerinden geleni artlarına koymayacaklardır. Türbanı başka adımlar, başka fiili durumlar takip edecektir.

Türban düzenlemesinden özgürlük değil esaret gelecektir. Kadının sokağa çıkmak, okula gitmek, kısacası sosyal yaşama katılmak için örtünmek zorunda bırakılması, bu yönde baskı görmesi, kadının tutsaklaşmasıdır. Bu ortam hem kadını hem de kadın için bir tehlike gibi gösterilen erkeği tutsaklaştırır. Kadın-erkek ilişkisinden başlayarak toplumsal yaşamın dine göre düzenlenmek istenmesi, insanlığın tüm aydınlanma mücadelesine karşı büyük bir meydan okumadır.

Üniversitede türbana karşı çıkmak, inanca yasak getirmeyi istemek değildir. İnsanlarımızın inanç özgürlüğü elbette olmalıdır ancak dünya işlerini akla değil inanca göre düzenlemeyi istemek özgürlükçülük değil gericiliktir. Özellikle eğitim, öğretim ve bilimsel araştırma kurumları olan üniversitelerde, her şey akla ve bilime göre düzenlenmelidir. Bu bakımdan üniversitelerin hedef alınması büyük bir cürettir.

Gericilere bu cüreti ABD vermekte, gericiler ABD’ye güvenmektedirler. ABD emperyalizmi, İslami kurallara göre yaşayan bir toplumun, yani bir İslam cumhuriyetinin, Ortadoğu’daki diğer işbirlikçi gerici rejimlerle birlikte Ortadoğu’yu sömürgeleştirmede güçlü bir araç olacağını hesaplamaktadır. İslamcı bir Türkiye, Ortadoğu’da yeni bir ABD mandası olacaktır.

ÜKD olarak yürüttüğümüz imza kampanyasında dün akşam itibariyle 5325 imzaya ulaştık. 5325 onurlu akademisyen dedi ki: “Türban bugünün Türkiyesi’nde “bireysel özgürlük” konusu değildir. Türban AKP’nin gericiliğini-piyasacılığını örtüyor, türban ABD emperyalizmini, ABD’nin AKP eliyle Türkiye’yi İslam cumhuriyetine dönüştürme sürecini örtüyor.”

Siyasi simge olduğu artık herkesçe kabul edilen türbanın üniversiteye girmesinin bugün itibariyle hiçbir meşruluğu kalmamıştır. İster anayasal düzenlemeyle ister yönetmeliklerle bu adımları atsınlar; tebligat gelmeden hareket etmeye alışkın olmayan rektörlerimizin dün gösterdikleri işgüzarlık, akademideki onca tepkiye rağmen attıkları bu adım nasıl bir siyasal süreç içinde olduğumuzu göstermektedir.

Bu hesap tutmamalıdır. Bu hesabın tutmamasını sağlayacak olan şu ya da bu iktidar kurumu değil, aydınlarımızın, öğrencilerimizin ve emekçilerimizin örgütlü mücadelesidir. Buradan çağrımızı yineliyoruz:

AKP’yi ve AKP’nin üniversitesini istemiyoruz!

Gericiliğe izin vermeyeceğiz!

Açıklamanın PDF hali