Nisan sayısı
Arşiv
“Türban yasası” beklendiği gibi meclisten geçti. Mecliste AKP-MHP işbirliğiyle atılan bu adımı üniversitede türban takılmasını serbest bırakmak kapsamına daraltmak mümkün değil. Ayrıca meclis kararının süreci tamamlayan bir son adım olmadığının farkındayız. Süreç devam ediyor ve asıl önemli sıkıntıların hukuki süreçlerin devamı dışında, uygulamada karşımıza çıkacağını biliyoruz… En iyimser değerlendirmelerde bile bir “kaos”tan bahsediliyor.
Türkiye’de bazen “beklenmeyenler” de oluyor… Cemil Çiçek’in deyişiyle “40 kişilik dernek” olarak başladığımız imza kampanyasında kısa sürede 4 binin üzerinde imza toplandı. Türkiye’ye ve akademiye her şeye rağmen güvenmeye devam ediyoruz. Biliyoruz ki bizler gibi düşünen bunun çok ötesinde akademisyenimiz var.
İmza kampanyasında bir ara değerlendirme yaparak sizlerle paylaşmanın vakti geldi.
Kimseyle yarışmıyoruz. Türkiye’de üniversiteyi tarihsel ve güncel olarak temsil etme yeterliliğine sahip üniversitelerin hangileri olduğu herkesin malumu. Büyük kentlerdeki üniversitelerin önemli olması çok doğal, herkes biliyor.
Elitist bir yaklaşım içinde değiliz. Küçük kent üniversitelerinde binlerce değerli araştırmacımız var. Küçük kentlerdeki değerli hocalarımız kendileri de kabul eder ki küçük kent üniversitelerimiz siyasi iktidarların tasarruflarına hep en açık durumda oldular. Buna rağmen imzalarımızın yarıya yakını bu üniversitelerden geldi.
Üniversiteyi yalnızca öğretim üyelerinin temsil ettiğini de düşünmüyoruz. Henüz 1451’i profesör olmak üzere 3116 doktoralıdan imza geldi. Bununla beraber araştırma görevlilerinin imzaları bizim için, Türkiye’nin geleceği için çok önemli. Bizler gibi düşünmelerine rağmen çeşitli nedenlerle imza vermeyen binlerce araştırma görevlisi olduğunun farkındayız. Bir de bu imza kampanyasının ana emek gücünün araştırma görevlilerinden geldiğini belirtmek isteriz.
Kadınlardan bahsetmek, yalnızca işin doğasına işaret etmek olduğu için istemiyoruz ama mecburuz. Türkiye akademisi bütün meslek gruplarına göre kadının en yoğun olduğu yerdir. Ayrıca çok önemlidir, uluslararası ortalamaların da üzerinde bir kadın yoğunluğu vardır üniversitelerimizde… İmzalarımızın yarısından fazlasının kadın akademisyenlerimizden gelmesi doğaldır, öyle olmalıdır. Kadınlara, yani kendimize güveniyoruz…
Yurtdışından katkılara metnimizi özellikle kapatmadık. Geleceğini Türkiye’de görerek genellikle emperyalist ülkelerde çalışan pek çok akademisyenimiz var. Emperyalizmle ve AKP gericiliğiyle barışmamış bu akademisyenlerimizi memleketlerine bekliyoruz.
Toplanan imzalar çok değerli. Katılan herkese teşekkür ederiz. ÜKD olarak çok sınırlı örgütlülüğümüze rağmen attığımız bu adımı kararlılıkla sürdürmek istiyoruz. Çünkü yasa geçse de süreç devam ediyor ve henüz son sözler söylenmiş değil… Bu nedenle kampanyamızı 15 Şubat’a dek sürdürmek istiyoruz.
Son değerlendirmemizi hafta sonuna doğru sizlerle paylaşacağız. Kampanyamıza destek veren herkesle bir sonraki adımda akademide ortak tutum geliştirmek üzere çabalarımızı sürdüreceğiz, önerilerimizi paylaşacağız. Sizler de önerilerinizi iletisim@universitekonseyleri.org e-posta adresine iletebilirsiniz.
Bir kere daha belirtmek isteriz: AKP’yi ve AKP’nin üniversitesini istemiyoruz! Bizler burada oldukça başaramayacaklarını biliyoruz.
Saygılarımızla,
ÜKD Yönetim Kurulu