II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumuna Hoşgeldiniz!

Üniversite Konseyleri Derneği’nin II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nu düzenlerken üç hedefi vardı. Birincisi, ‘Türlerin Kökeni’ adlı eserin yayınlanışının 150. yıldönümünü ve Darwin Yılı’nı kutlamak. İkincisi, evrim kuramını kamuoyuna tanıtmak. Üçüncüsü, öğretim üyeleri ve öğretmenlere bir uyarıda bulunmak.

‘Türlerin Kökeni’ neden kutlanmayı hakediyor? Bu çalışma modern evrim kuramının temelini atmıştı. Canlılığın çeşitliliğinin gelişim mekanizmalarını açıklayan evrim kuramı, bugün yaşamı anlamamızın başlıca anahtarıdır. Ayrıca evrim kuramı, insanın doğa içindeki yerine de ışık tuttuğu için felsefi öneme sahip. Dahası, 19. Yüzyıl’da paleontolojik çalışmaların hızlanması, 20. Yüzyıl’ın başında genetik araştırmalarının yaygınlaşması, ikinci yarısında ise moleküler genetiğin gelişmesiyle, evrim biyolojisi büyük ilerlemeler kaydetti. Öyle ki bugün, evrim modelleri, halk sağlığı, tarım, çevre koruma gibi alanlarda uygulama şansı bulmakta. Dolayısıyla Darwin Yılı’nda, kuramın bugünkü konumunu, uygulamalarını, felsefesini ve öğretimini tartışmak üzere bir toplantı düzenlemek Derneğimiz için önemli bir gereklilikti.

Öte yandan evrim kuramı, Türkiye kamuoyunca ancak sınırlı ölçüde tanınıyor. Bunun başlıca sorumlusu, kuramı on yıllardır sistematik olarak eksik veya yanlış veren eğitim sistemidir. 1980 askeri darbesinin ardından, 1985’te, dinsel açıklamaların biyoloji müfredatına girmesi dönemeç noktası olmuştur. Konu, lise programındaki yeri nedeniyle on yıllar boyunca işlenememiştir. Üniversitelerin fen eğitimi programlarında kapsamlı biyoloji öğretimi verilmemesi, ayrıca öğretmenlerimizin alanlarındaki gelişmeleri takip imkânlarının sınırlılığı da evrim kuramının tanınmamasının sebeplerindendir. Türkiye’de popüler bilim faaliyetlerinden sorumlu olan TÜBİTAK’ın kimi kadrolarının fen bilimleri ve evrim konusunda sergiledikleri cahil tutum ise yaraya tuz biber ekmiştir.

Derneğimiz uzun zamandır evrim öğretimi eksikliğine yönelik çalışmalar yürütmekte. ÜKD tarafından 2006 yılında biyoloji müfredatından dini açıklamaların çıkarılması talebiyle bir imza kampanyası düzenlenmiş, akabinde Milli Eğitim Bakanlığı’na aynı taleple dava açılmıştı. ÜKD, ‘Evrimi Anlamak’ internet sitesi gibi evrim konusunu işleyen popüler çalışmalara ön ayak olmuştur. Bu çalışmaların bir parçası da hazırlıkları geçen sene başlayan II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’dur. Derneğimiz, konunun uzmanı araştırmacıların, halkımıza ve özellikle de öğretmenlerimize evrim konusunu popüler dilde anlatacakları etkinlikler düzenlemeye devam edecektir.

Son olarak, bu etkinlik, Türkiye’de eğitim sisteminin durumu ve bilimsel okuryazarlık konusunda bir uyarıdır. Ancak uyarımız bugünün iktidarına değildir. Bu ve daha önceki iktidarların bu yönde bir kaygıları olmadığı açıktır. Uyarımız en başta öğretim elemanları olmak üzere Türkiye’nin okumuş kesimlerinedir.

Türkiye’de evrim öğretiminin içler acısı durumu, aslında son derece çaplı bir sorunun göstergesidir. Ülkemizde eğitim sistemi hem zayıf, hem de bilimsellikten uzaktır; bir kamu bilim politikası yoktur; TÜBİTAK yönetiminde temel bilimler temsil edilmemektedir; tüm bunların sonucu olarak da bilimsel üretim yok denecek düzeydedir ve temel bilimler özellikle geri durumdadır. Bu tabloyu kökten değiştirmek için siyasi değişiklik şart gözükmektedir.

Öte yandan, bu tablo öğretim elemanları ve öğretmenlere bir dizi görev çıkarmaktadır: (1) Bu gerçekleri kamuoyuna aktarmak; (2) TÜBİTAK faaliyetlerine müdahil olmak; (3) Eğitim müfredat ve programlarını takip etmek ve oluşturulma süreçlerine müdahil olmak; (4) Popüler bilimsel faaliyetlere sistematik katkı koymak; (5) Türkiye’de bilim politikalarını tartışmak ve alternatif politikalar geliştirmek.

Türkiye, ciddi doğal zenginliğe sahip, ayrıca birçok tarım ürünü ve evcil hayvanın yabani atalarına ev sahipliği yapan bir ülke. Bu topraklarda evrim ve çevrebilim alanlarında araştırma faaliyetlerinin bu derece azgelişmiş olması affedilecek bir durum değildir. II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nun, Türkiye’de hem evrim biyolojisi çalışmalarının, hem de genel olarak bilimsel üretim ve bilimsel okuryazarlığın gelişmesi yolunda bir adım olacağına inanıyoruz.