Barış Derneği ve Dünya Barış Konseyi'nin çağrısıyla İstanbul'da düzenlenen uluslararası nitelikteki Ortadoğu Barış Konferansı'nda, derneğimiz adına yönetim kurulu üyemiz Burak Gürbüz "ABD Emperyalizmi ve Iraklı Akademisyen Cinayetleri" başlıklı bir konuşma yapmıştır. Yazının devamında konuşmanın tam metnini bulabilirsiniz.
ABD EMPERYALİZMİ VE IRAKLI AKADEMİSYEN CİNAYETLERİ
Burak Gürbüz,
Üniversite Konseyleri Derneği
Değerli dostlar,
Harvard Üniversitesi, Olin Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Stephen Peter Rosen şöyle yazıyor: “Hedefimiz (Amerikan ordusunun hedefi) bir düşmanla savaşmak değil, emperyalist bir konum kazanmak ve emperyalist düzeni sağlamak” diyor. Bu sözleri söyleyen ABD’li öğretim üyesi, Irak’lı akademisyenlerin öldürülmesi hakkında ne düşünüyor bilmiyoruz ama ABD’nin emperyalist emellerini gerçekleştirebilmesi için, topraklarını işgal ettiği halkların uysallaştırılması, uyutulması gerekir. Böylece toplumun kendisine yabancılaşması sağlanacak ve işgale tepki azalacaktır. Bu değişimin sağlanabilmesi için, üniversitelerin içinin boşaltılması böylece toplumda etkisizleştirilmesi gerekir. Irak’ta yaşanan kargaşa, yukarıdaki durumun rahatça gerçekleşmesi için idealdir. Fakat Irak’ta etkisizleştirmenin yanında akademisyen cinayetleri vardır.
Iraklı akademisyen cinayeti rakamlarına, uluslararası basından ulaştığımız vakit ürperiyoruz. Aslında akademisyen katledilme sürecinin, işgalden hemen sonra 15500 araştırmacının ABD yönetimi tarafından işlerine son verilmesi ile başladığını öğreniyoruz. Görevden alınan akademisyenlere yüklenen suçlar arasında BAAS partisine üye olmaları var. İş bununla kalmıyor. ABD işgalinden Kasım 2006 yılına kadar sürede, gene basından öğrendiğimiz kadarıyla 1000 kadar akademisyen öldürülmüş. Sadece Bağdat Üniversitesi’nde öldürülen akademisyen sayısı seksen kişiymiş. Aynı süre zarfında Irak’taki üniversite ve yüksek okullarının %84’ü ya kundaklanmış ya makineli tüfeklerle taranmış ya da bomba atılmış. Bir de Bağdat’ın en eski el yazmalı eserlerin de yer aldığı büyük kütüphanesinin bombalanıp imha edildiğini öğreniyoruz. Tüm bu olayların işgalden bu yana sistematik bir biçimde gelişmekte olduğuna olan inanç, Irak’lılar nezdinde çok büyük.
Akademisyen cinayetlerinde ne tür farklıklar ve benzerlikler olduğuna baktığımızda, öğretim elemanlarının belli bir mezhep ya da ırk vs. gözetmeksizin öldürüldüğünü okuyoruz. Her cinsten üniversite mensubu, beyazı, siyahı, genci, yaşlısı, araştırmacısı, profesörü, Sünni’si, Şii’si, Kürdü Alevi’si katledilmektedir. Cinayetlerin işlendiği belli bir bölge olmadığı gibi, cinayetler, okulda, yolda, arabada, evde, kısacası her yerde olabilmektedir. Genellikle öldürülme biçimi tabanca ile gerçekleşmiş ve cesetlerden çıkarılan kurşun sayıları 3 ile 30 arasında değişmekteymiş.
Akademisyen cinayetlerinin ortak noktalarına gelince: bir kere hepsi faili meçhul cinayet olarak kalmaktadır, yani katilleri yakalanmamıştır. İkincisi daha çok nükleer mühendis, fizikçi ve/veya biyoloji dallarında öğretim üyesi olan akademisyenler öldürülmektedir.
Peki, bu cinayetlerden kimler sorumludurlar? Katillerin yakalanmamış olması, cinayetlerin peşmergelerin denetimindeki kuzey bölgesi dâhil Irak’ın her bölgesinde işlenmiş olması, ABD yönetiminin ve işbirlikçilerinin bu cinayetlerden sorumlu tutulmasını kuvvetle muhtemel hale getiriyor. Şili, Nikaragua ve Salvador’da ölüm timleri kurmakla ünlenen ABD’li John Negroponte’nin Irak’ta görev alması da bu kuşkuları arttırıyor. Pentagon’un 87 milyar dolar’lık Irak bütçesinden 3 milyar doları Negroponte’nin emrine verip, ölüm timlerinin kurulmasına ayırması da bir başka iddia.
Yukarıdaki verilerden hareketle tüm bu vahşi cinayetlerin emperyalist güçler tarafından örgütlenip işlenildiğini söylemek gayet mümkün. Bu vahşice cinayetlerin çeşitli sebepleri olabilir ama en önemli sebebi Irak’ı kültürel alanda çökerterek içini boşaltmaktır. Bu hareketin emperyalist güçler ve işbirlikçileri nezdinde çeşitli olumlu sonuçları olacaktır: ilk olarak ABD işgal kuvvetlerine karşı olan akademisyenleri temizleyerek, muhalif Irak’lı akademisyenlere gözdağı verilmesini sağlayacaktır. İkinci olarak, Irak’ın sağlık, enerji gibi önemli sektörlerine (tıp alanı, nükleer mühendislik, diğer mühendislikler, biyoloji vs.) yönelik araştırma yapanları ortadan kaldırarak, bu sektörlerin gelişmesini önlemek ve emperyalist güçlere bağımlı hale getirilmesine sebep olacaktır. Son olarak da, Irak halkını işgalin vahameti konusunda bilinçlendirebilecek olan kesimlerden belki de en önemlisini, yani akademisyenleri yok ederek, Iraklıların, emperyalist işgalci güçlere karşı duyarsız kalmalarını sağlamaya çalışacaktır. Siyasetçileri ABD tarafından satın alınmış bir ülkede, emperyalist güçler, halkları aydınlığa taşıyabilecek önemli bir sınıf olan öğretim elemanı emekçi sınıfını katlederek Irak’ın karanlığa gömülü kalmasını sağlamaktadır.
Bu saldırı pozitif bilimlerle uğraşanları fiilen ortadan kaldırıp, yerine din hocalarını, cami imamlarını, Cuma vaazlarını toplumun bilinçlenmesinde kullandırmaktır. Bu aynı zamanda bilime, aydınlanmacılığa da sıkılmış kurşunlardır.
Teşekkür ederim.