28 yıl sonra halen aynı işe yarayan YÖK, yok edilmelidir!

28 yıl sonra halen aynı işe yarayan YÖK, yok edilmelidir!

Bugün Türkiye, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) 28. kuruluş yıldönümünü idrak ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilerici, bağımsızlıkçı, aydınlıktan yana, yurtsever ve sosyalist birikimine kasteden kanlı 12 Eylül darbesinin üniversitelere yönelik temel saldırı aracı olan YÖK halen olduğu yerde duruyor ve halen aynı işe yarıyor. 12 Eylül günlerinden bu yana kurulmuş en gerici, en piyasacı ve en işbirlikçi sermaye iktidarı olan AKP iktidarı için YÖK, üniversitelere yönelik tasfiye operasyonunun koçbaşı görevi görüyor.

12 Eylül cuntasının, 1402 sayılı sıkıyönetim kanunuyla, askerden bozma rektörleri ve dekanlarıyla, işkence zindanlarıyla, sarı zarflarıyla ve tüm diğer istibdat araçlarıyla yürüttüğü saldırı başarıya ulaşamamıştı. Üniversite bu saldırıdan büyük yaralar alsa da, çok kan kaybetse de diz çökmemiş; üniversitelerin aydınlanmacı, ilerici ve sosyalist birikiminin yok edilmesi mümkün olmamıştı.

Bugün bir kez daha aynı şey yapılmaktadır. AKP, YÖK’üyle, önünde selam durup fahri doktora sunan kapıkulu rektör ve dekanlarıyla, tarikatlardan fırlayıp üniversiteye doluşan, atamaları şaibeli gerici akademisyenleriyle, soruşturmalarıyla, resmi ve sivil polisiyle, saçı değil aklı örten türbanıyla üniversiteyi bir kez daha diz çöktürmek istiyor. AKP’nin istediği üniversitede kamu yararı dışlanacak ve bilimsel çalışmalar halk değil holdingler için yapılacak, bilimsel yöntem dışlanacak ve dinsel dogmalar bilimin belirleyeni haline gelecek, kamu üniversitelerinin harçları emekçi çocuklarının asla ödeyemeyeceği seviyelere yükseltilecek ve yoksul öğrenciler için üniversiteye giden tek yol tarikatların, cemaatlerin bahçesinden geçecek.

AKP, Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlı’ya geri götürmek için, üniversiteyi de medreseye geri götürmek zorunda olduğunu çok iyi bilmektedir. Yapmak istediği de tam olarak budur.

Bunun için harçlara zam yapıyorlar. Bunun için fikirlerini beğenmedikleri akademisyenlerden asistan olanları 50/d maddesini kullanarak, geri kalanları da kadro vermeyerek veya atamalarını yapmayarak üniversiteden uzaklaştırıyorlar. Bunun için imam hatip mezunlarının önünü açtılar. Bunun için özel üniversitelere her türlü kolaylık sağlıyorlar. Bunun için dinciliği tescilli İlim Yayma Vakfı’na üniversite açma izni verdiler. Bunun için Danışma Kurulları adı altında, kamu üniversitelerine mütevelli heyetleri kondurmak istiyorlar.

YÖK’ün varlığı ve Yusuf Ziya Özcan’ın başkanlığa atanmasının ardından sağlanan “birliği” AKP’nin bu müdahalesine büyük kolaylıklar sağlamaktadır. YÖK’ün sıkıyönetim döneminden kalma yetkileri, İhsan Doğramacı’nın zamanında öngördüğü üzere, pek çok pürüzün “atama” yoluyla giderilmesini sağlamaktadır.

Bugün AKP’nin üniversitelere dönük saldırısı durdurulacaksa, 12 Eylül cuntasına karşı nasıl bir aydınlık mücadelesi verildiyse, AKP gericiliği ve piyasacılığına karşı da benzer bir mücadele verilmelidir.

Bu çerçevede Üniversite Konseyleri Derneği,

· Üniversitelerde AKP’nin piyasacı, gerici ve emperyalizm işbirlikçisi saldırılarına tavizsiz biçimde cephe alacağını,

· Bu doğrultuda üniversitelerde bulunan ilerici, aydınlanmacı, yurtsever ve sosyalist birikimi harekete geçirmek için ile bilimden yana, aydınlanmacı, kamucu, ilerici ve yurtsever bir çerçevede ortaklaşan herkesle işbirliği yaparak durmaksızın çalışacağını,

· Bu çalışmaların en önemli hedeflerinden birinin YÖK’ün YOK EDİLMESİNE yönelik mücadele olduğunu ilan eder.

Akademinin ilerici birikimine olan inancımız ve mücadeledeki kararlılığımızla

Kamuoyuna saygıyla duyururuz

Üniversite Konseyleri Derneği