Ülkemiz gençliği, iktidarın belirlediği ÖSYM, YÖK gibi kurumlar aracılığıyla veli ve öğrencilerin her yıl milyonlarca lira harcamak zorunda kaldığı, neredeyse her hafta sonuna bir sınavın düştüğü bir cenderenin içine sürüklenmiştir. Her öğrencinin eğitim hayatı boyunca girmek zorunda bırakıldığı sınavlar artık sadece dershanecilere para kazandırmamakta, aynı zamanda bir şekilde müfredata sızmış bulunan türlü çeşitli hurafenin zorla öğrencilerin aklına dayatılmasına yönelik bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.
Dün sabah saat 5:30 sularında Tekel direnişinde bir işçi, gece tuttuğu nöbet sonrası çadırlara komşu Mithat Paşa Caddesi’nden geçmeye çalışırken bir cipin altında kalarak hayatını kaybetti.
İsmi Hamdullah Uysal'dı. 39 yaşındaydı, Samsunluydu, evliydi, biri işitme engelli iki çocuğu vardı. Hepimiz gibi bir insandı. İnsanca yaşamak istiyor, elinden alınmakta olan hakkına sahip çıkmaya çalışıyordu.
Devlet, Hamdullah'ın cenazesini dahi veremeye cesaret edemedi işçi kardeşlerine. Onun yerine copladı, biber gazı sıktı.
Üç gün önce, Balıkesir'de bir maden ocağında yaşanan grizu patlamasında 13 işçi hayatını kaybetti.
İsimleri İbrahim Saygılı, Muharrem Karaca, Mustafa Demirel, Ali Yaren, Önder Kartepe, Celal Karakafa, İsmail Görlen, Bünyamin Tuncay, Süleyman Duman, Mehmet Özel, Engin Tanrıkulu, Mustafa Serkan Aydın ve Özgür Seçkin'di.
Ekmek peşinde yerin yedi kat altına iniyorlardı. Çalıştıkları maden 20 gün önce "denetlenmişti". Aynı şirkete, Şentaş Madencilik'e ait bir başka madende 2006'da başka bir kaza olmuş, 19 işçi ölmüştü.
AKP ölü işçinin değerini 10 bin lira olarak belirledi, maden sahibi de tutuklandı.
Ne olursa olsun, ölenler geri gelmeyecek. Ne Hamdullah gelecek, ne Balıkesirli 13 madenci, ne de her yıl Tuzla’da, Bursa’da, Denizli’de, sömürünün olduğu her yerde iş cinayetine kurban giden binlerce işçi. Ne ölenler geri gelecek, ne de yeni ölümlerin önüne geçilecek.
İçinde yaşadığımız düzen işçiyi sömürmekle kalmıyor, her gün işçi öldürüyor.
Cinayetlere sessiz kalmayın. Halkı katledilirken susan aydını halkı affetmez, tarih de unutmaz.
Üniversite Konseyleri Derneği

“TRT” EVRİMİNİ TAMAMLADI!
Yer: TRT Genel Müdürlüğü Önü (Oran)
Tarih: 03 Aralık 2009 (Perşembe) saat: 12.45
Otobüs Kalkış Yer ve Saatleri:
ODTÜ Sosyal Bina Önü 12:10
Hacettepe Üniversitesi City Center Önü 12:00
Güven Park’tan da dolmuş sağlanacaktır.
28 yıl sonra halen aynı işe yarayan YÖK, yok edilmelidir!
Bugün Türkiye, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) 28. kuruluş yıldönümünü idrak ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilerici, bağımsızlıkçı, aydınlıktan yana, yurtsever ve sosyalist birikimine kasteden kanlı 12 Eylül darbesinin üniversitelere yönelik temel saldırı aracı olan YÖK halen olduğu yerde duruyor ve halen aynı işe yarıyor. 12 Eylül günlerinden bu yana kurulmuş en gerici, en piyasacı ve en işbirlikçi sermaye iktidarı olan AKP iktidarı için YÖK, üniversitelere yönelik tasfiye operasyonunun koçbaşı görevi görüyor.
Son günlerin çarpıcı gelişmelerine sahne olan YÖK’ten, başkanvekili Özgenç’in “gençliğin geleceğini tarikatlara teslim” açıklamasından sonra, başkan Yusuf Ziya Özcan’dan da “imam hatipliler”in yolunu açıcı bir ek yaptırım gündeme geldi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, “gelecek yıldan itibaren ÖSS’de meslek liseleriyle beraber, imam hatiplilerin de kendi bölümleri dışında bir bölümü tercih ettiklerinde puanlarının düşmesine neden olan katsayı farklılığının kaldırılacağını” açıkladı.