Sempozyum bitti, evrim sürüyor!...

Uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin sonunda II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nu tamamlamış olduk. Bu sürecin teknik olmasından ziyade belli ilkeler etrafında gönüllü bir birliktelikle oluşturulmasının temel hedefi, mevcut duruma daha aktif bir müdahaleyi örmekti. Geniş bir bilim kurulu, düzenleme kurulu ve diğer destekçilerle yürütülen çalışma hocalarımızın katkısının yanında genç akademisyenlerin ilgisi ve katkısı ile ilerledi.

Sempozyumun toplumsal bağını artırmak önemliydi. Bu bağlamda uluslararası konuklarla iletişim yürütülmesi, öğretmen katılımını artırmak için denenen yollar, üniversitelerde öğrencilerle örgütlenen ayağı, basınla iletişimin sağlanması ve internet üzerinden geniş duyurusu gibi birkaç düzlemde yürütülen bir çalışma oldu.

Sempozyumun başarıyla tamamlanmasının temel kaynağı olan katılımcıların yoğun ilgisi, bu konuda yapmamız gereken çok şey olduğunu göstermektedir. Üniversite Konseyleri Derneği Yönetim Kurulu sempozyumun ardından yapılan değerlendirmeler sonucunda evrim konusunda üretimlerine aralıksız bir şekilde devam etme kararı almıştır.

Öğretmenlere yönelik yapılacak toplantılarla evrim eğitiminin daha geniş bir eğitimci toplamıyla tartışılması öncelikli görevlerimiz arasındadır. Evrimi anlamanın ve anlatmanın en önemli ayağını oluşturması gereken eğitim sistemimizin içinde bulunduğu durum evrim eğitimi başlığını çok önemli hale getirmektedir.

Evrim konusunu ülke geneline taşıyacak etkinliklerin planlanması, bu konunun çok daha geniş kesimlerle paylaşılması, bu alandaki üretimlerin sürekli ve yaygın hale getirilmesi gerekmektedir. Bu yöndeki çalışmalara en yakın zamanda başlanacaktır.

III. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nun düzenlenmesi de şimdiden gündemimizde olacaktır.

Bu süreçte birlikte tartışmak, paylaşmak ve üretmek bizim için büyük önem taşıyor. Düzenli olarak güncellenecek olan www.evrimsempozyumu.org adresinden etkinliklerimizi takip edebilir, çalışmalarımıza katkı koymak, fikirlerinizi paylaşmak için iletişim@evrimsempozyumu.org adresinden bize ulaşabilirsiniz.

II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nda yer alan sunumlar internet sitemize yüklenmiştir, video görüntüleri ise çok yakında siteye yüklenecektir.

Sempozyum kitabının hazırlıkları devam etmektedir, kitap Ağustos ayında basılacaktır. Kitabı temin etmek isteyen katılımcılar taleplerini e-posta ile iletebilirler.

Üniversite Konseyleri Derneği Yönetim Kurulu

II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu Programı

Boğaziçi Üniversitesinde 23-24 Mayıs 2009 tarihlerinde düzenlenecek II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumunun programına buradan ulaşabilirsiniz.

II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumuna Hoşgeldiniz!

Üniversite Konseyleri Derneği’nin II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nu düzenlerken üç hedefi vardı. Birincisi, ‘Türlerin Kökeni’ adlı eserin yayınlanışının 150. yıldönümünü ve Darwin Yılı’nı kutlamak. İkincisi, evrim kuramını kamuoyuna tanıtmak. Üçüncüsü, öğretim üyeleri ve öğretmenlere bir uyarıda bulunmak.

Akademiyi böyle bitiremezsiniz!

Görünen odur ki yargı artık yalnızca siyasal iktidarın emirleriyle hareket etmektedir. Obamacı ve Fethullahçı yargı mensupları AKP’ye karşı her türlü muhalefeti ortadan kaldırmaya yeminlidir.
Hiçbir ilericiliğe tahammülleri kalmamıştır. Kız çocuklarını evlerinden çıkarıp okumalarını sağlamak soruşturma konusudur. Yurtsever olmak darbecilikle yaftalanmaya yetmektedir. Darbeye karşıyım demek yetmemekte, AKP destekçiliği aranmaktadır. Amaç ortadadır: AKP’ye karşı olmak, AKP hükümetine muhalefet etmek, anayasal suç haline getirilmeye çalışılmaktadır.
Bu durumda üniversitelere türban girmemesi için taraf olanlar elbette hedef tahtasında olacaktır. Herkes, hedefte şimdi kimler var demektedir. Hayır, kimse sinmemelidir. Üniversite, üyelerine sahip çıkmalıdır. Tabii ki bunu bugünkü üniversite yönetimlerinden bekleyemeyiz. Üniversite bileşenleri arkadaşlarını, hocalarını yalnız bırakmamalıdır.
ÜKD olarak bu yaşananlara seyirci kalmayacağız. Hocalarımız Cihan Demirci, Ayşe Yüksel, Filiz Meriçli derhal serbest bırakılmalıdır. Türkan Saylan’dan hükümet adına derhal özür dilenmeli; kolluk kuvvetlerinin verdiği zararlar ortadan kaldırılmalıdır.

ÜKD Yönetim Kurulu

YÖK’ün Kendini Aklama İfadelerinin Altında Neler Yatmakta?

24–25 Mart tarihleri arasında YÖK Genel Kurul toplantıları gerçekleşmiş ve bu toplantılarda 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirilmesi konusu görüşülmüştür. Hedeflenen değişim kuşku götürmez bir şekilde neoliberal politikalarla uyum içerisinde olan, üniversitelerde gericiliği ve bağımlılığı geliştiren bir eksende olacaktır. Buna karşın YÖK, gerçekleştirmeyi planladıkları değişiklikleri akademisyeniyle, toplumuyla barışık bir şekilde, YÖK’ün bugüne kadar sahip olduğu kirli kimlik ile hesaplaşıyormuşçasına yapmaktadır. Asıl tehlike buradadır!

YÖK başkanvekili İzzet Özgenç 25 Mart tarihinde gerçekleştirdiği YÖK bilgilendirme toplantısı ile önceki YÖK dönemi ile hesaplaşma görüntüsü altında YÖK’ün yeni yönelimlerini ortaya koymuştur. Ele aldıkları başlıklardan birisi, yani araştırma görevlilerini ilgilendiren düzenlemeler son süreçte İstanbul Üniversitesi merkezli başlayan direnişten ötürü ayrıca bir önem taşımaktadır. Araştırma görevlilerinin iş güvencesi merkezli başlattıkları mücadeleleri YÖK’ü o kadar rahatsız etmiştir ki bu direnişi bir provokasyon olarak nitelemişlerdir. Buna karşın, görmezden gelemeyecekleri bir eylemlilik olduğu için de yeni düzenlemelerin araştırma görevlilerinin var olan sorunlarına çözüm getireceğini ifade etmişlerdir.

Ömer Cebeci İstifa Etmelidir

Ömer Cebeci istifa etmeli, TÜBİTAK'taki kadrolaşma temizlenmelidir

TÜBİTAK, Türkiye Cumhuriyeti'nin ana bilimsel araştırma kurumu, aynı zamanda Türkiye'nin en köklü popüler bilim dergisi Bilim ve Teknik'i çıkaran kurumdur. Dün medyaya yansıyan haberlere göre, Bilim ve Teknik dergisi Mart ayı sayısında Charles Darwin ve biyolojik evrim konusunu işlemek istemiş, ancak TÜBİTAK baskan yardımcısı Ömer Cebeci, dergiye müdahale edip içeriğini değiştirtmiştir. Dahasi, dergi editörünün görevden alınması sürecini başlatmıştır. Cebeci haberleri reddetmemiştir.

Evrim kuramı, biyolojik bilimlerin en temel unsurlarından biridir. Sırf 2008 yılı başında beri uluslararası biyolojik, tıbbi ve zirai bilim dergilerinde 23,406 biyolojik evrimi konu edinen makale yayınlanmıştır. Bunlara Nature ve Science gibi temel bilim dergileri dahildir. Ayrıca TÜBİTAK'ın, Turkish Journal of Biology gibi kendi hakemli dergileri de dahildir. Demek ki TÜBİTAK başkan yardımcısı Cebeci, ne dünyada, ne ülkemizde, ne de kendi kurumunda yürüyen araştırma faaliyetlerinden habersiz, cahil bir yöneticidir. Üstüne üstlük cahil dünya görüşüne uymadığı için toplumun bilgilenmesine de engel olabilen, gorevini kötüye kullanan bir yöneticidir. Sn. Cebeci'yi bu makama getiren siyasi irade ve bürokratik çevre de kendisi kadar cahil ve ehliyetsizdir. Durumun yegane açıklaması budur.

TÜBİTAK'in Fetullahçı cahil ve ehliyetsiz bir kadronun eline düşmesi, Türkiye'de bilim üretiminin daha da geri kalması anlamına gelecektir. Ülkeyi daha da bağımlılaştıracaktır. AKP herhalde bunu istemektedir. AKP'nin en yakın ortağı ABD ve Avrupa Birliği gibi zengin ülkeler ve odaklar ise bu sonucu açıkça arzu etmektedir. Hem üniversite çevresi hem halkımız AKP'ye karşı uyanık olmalıdır.
TÜBİTAK ise konuya en kısa zamanda açıklık getirmelidir. Kurumda gerçekleşen AKP yanlısı tarikat kadrolaşması derhal temizlenmelidir.
Ömer Cebeci ise derhal istifa etmelidir.

Ömer Cebeci must resign, partisan employment in TÜBİTAK should end


Haberi soL'dan okumak için tıklayınız "TÜBİTAK Darwin'i kovdu!"

ÜKD üniversitelerde iş güvencesine sahip çıkıyor

ÜKD üniversitelerde iş güvencesine sahip çıkıyor

31 Temmuz 2008 tarihinde çıkartılan “Öğretim üyesi dışındaki öğretim elemanı kadrolarına naklen veya açıktan yapılacak atamalarda uygulanacak merkezi sınav ile giriş sınavlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik” ile YÖK, Yusuf Ziya Özcan’ın kendi deyimiyle tarihindeki en “radikal” değişikliğe imza atmıştır. Lisansüstü eğitimleri boyunca araştırma görevlilerine istihdam sağlayan geçici 50/d kadrosundan daimi olan 33/a kadrolarına geçiş durdurulmuştur. Üniversiteye alımlarda öznel değerlendirmelerin kaldırılması, araştırma görevlilerinin kalitesinin arttırılması gibi gerekçelerle hayata geçirilen bu değişiklik üniversitelere yönelik piyasacı saldırıların son adımıdır. Ne kayırmanın önüne geçecek, ne de bilimsel kaliteyi arttıracak olan yeni yönetmelikle araştırma görevlilerinin iş güvencesi ortadan kaldırılmıştır.

IMF tarafından kamunun yeniden düzenlenmesi için dayatılan politikalar, daha önceki yıllarda yayımlanan YÖK raporları, 2001 yılından beri Türkiye’nin dahil olduğu Bologna Süreci ve son TÜSİAD Yükseköğretim Raporu’na bakıldığında, AKP hükümetinin bugün Yusuf Ziya Özcan başkanlığındaki YÖK eliyle üniversiteleri dönüştürme hamlesinin uzun süredir sermayenin iştahını kabartmakta olduğu görülmektedir.

Üniversitelerin piyasalaştırılması sürecinde daha cüretli adımları atmak gerici AKP hükümetinin görevidir. AKP, YÖK Başkanı’yla ve geçtiğimiz bir yıl içinde atanan, aralarında “türbana özgürlük” için imza verenlerin ve üniversitede Harun Yahya’nın fosil sergisini düzenletenlerin de olduğu yeni rektörlerle üniversitelerin kapılarını sermayeye sonuna kadar açarken, aynı kapıdan kendi gerici kadrolarını içeri sokmaktadır. Yeni rektörlerin kendi dekanlarını atamasıyla fakülte yönetimlerinde kadrolaşma artarken, bugün istihdam edilmekte olan araştırma görevlilerinin üniversitelerden uzaklaştırılmasına bir de bu gözle bakmak gerekmektedir. Ortaya çıkacak olan öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak üzere, devlet bursuyla yurtdışına lisansüstü eğitim için gönderilen öğrenciler hiçbir kriter aranmadan daimi kadroya atanacakları günü beklemektedirler.

  • İş güvencesi elinden alınan akademisyen bilimsel bağımsızlığını kaybetmekte, sermayenin çıkarları doğrultusunda üretime zorlanan proje asistanına dönüştürülmektedir.
  • İş güvencesi elinden alınan akademisyen hiçbir merkezi planlama olmadan birbiri ardına tüm illerde siyasi çıkarlar doğrultusunda açılan, altyapısı olmayan üniversitelerde esnek istihdama mahkum edilmektedir.
  • İş güvencesi elinden alınan akademisyen, kamu yararına çalışma olanağı elinden alınarak özel üniversitelerin ya da özel sektörün hizmetine sunulmaktadır.
  • İş güvencesi elinden alınan akademisyen tasfiye edilerek “yeni kadrolara” yer açılmaktadır.

Gerçekleştirilmeye çalışılan dönüşüm bütün dünyada ve Türkiye’de sermayenin istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda, kâr hırsına hizmet edecek üniversitelerin yaratılması anlamına gelmektedir.

Üniversite Konseyleri Derneği, bu süreçte araştırma görevlilerinin İstanbul Üniversitesi’nde başlattığı ve diğer üniversitelere de yayılmakta olan mücadelelerini desteklemekte ve bütün üniversite bileşenlerini piyasacı ve gerici saldırılara karşı örgütlenmeye çağırmaktadır.

3 Mart 2009 Salı

Panel

"Üniversite özerkliği ve iş güvencesi”

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu

Saat 16.00

Konuşmacılar:

Prof.Dr. Çiğdem Kayacan (İ.Ü. Rektör Yardımcısı)

Prof.Dr. Ülkü Azrak (Öğretim Üyeleri Derneği)

Prof.Dr. İzzettin Önder (İ.Ü. İktisat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi)

Prof.Dr. İzge Günal (Üniversite Konseyleri Derneği Başkanı)

Ar.Gör. Ahmet Bekmen (Eğitim-Sen 6 no.lu Üniversiteler Şubesi)

Ar.Gör. Levent Dölek (İ.Ü. Araştırma Görevlileri Temsilciler Kurulu)

5 Mart 2009 Perşembe

“Üniversitemizi Terk Etmiyoruz!”

İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü

Program:

16:30 Araç Kapısı önünde buluşma

17:10 Hukuk Amfi 1’e giriş ve “açık kürsü”

18:30 “50/d’liler” filminin gösterimi

19:30 Basın Açıklaması; meslek örgütleri, sendikalar, öğrenciler ile Merkez Kampus ana kapısında kamuoyunu bilgilendirme

20:30 Amfi 1’e geri dönüş ve akşam yemeği

21:30 Müzik dinletisi, film gösterimi

07:30 Kahvaltı

08:00 Fakültelere Dönüş

İstanbul Üniversitesi'nde Araştırma Görevlileri Örgütleniyor

AB, TÜSİAD, YÖK ve hükümetin elbirliğiyle yürüttüğü üniversiteleri dönüştürme operasyonunda yeni bir dönemece girildi. Göreve geldiği günden bugüne üniversitelerdeki atama kriterleri ve öğretim üyelerinin özlük haklarına ilişkin dönüşümler için yanıp tutuşan Yusuf Ziya Özcan ve ekibi işe araştırma görevlilerinden başlamayı seçti.

YÖK Örgütlülüğümüze Saldırıyor

YÖK’ün rektörlüklere yazdığı bir yazı ile akademisyenlerin meslek kuruluşları ve derneklerde yöneticilik yapmasının izne bağlanmasını istediği kamuoyuna yansımış durumdadır. YÖK’ün bu yazısı akademisyenlerin örgütlenmesine açık bir saldırıdır. Bu yazı ile amaçlanan, kapitalist düzenin krize girdiği bir dönemde krizin emekçilere fatura edilmesine engel oluşturabilecek meslek ve kitle örgütlerinin baskı altına alınmasıdır.

Yunus Söylet'in Rektörlüğü Kabul Edilemez!

YÖK’ün İstanbul Üniversitesi rektörlüğü için ismini birinci sırada cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderdiği Yunus Söylet’in AKP’nin adamı olduğu bir sır değildir. Bizzat Tayyip Erdoğan’ın özel doktoru ve “Türbana Özgürlük!” imzacısı olmasından, üyesi olduğu “Hekim Hakları Platformu”na ve Hekim Hakları Derneği’ne kadar her şey bunu göstermektedir. Bu açıdan Yusuf Ziya Özcan’dan farksız biridir.
Ülkeyi “babalar gibi” satan AKP’nin yolundan giden Yunus Söylet, İstanbul Üniversitesi’nde azgın bir piyasalaştırmaya hazırlanmaktadır.

İçeriği paylaş